SAYFALAR

Facebook Twitter Instagram Google RSS

20 Eylül 2010 Pazartesi

Gülme Krizi

Yaşımdan küçük göstermekle ilgili yeterince onore edildim yıllar boyunca. Eskiden bu pek bir hoşuma giden bir durum olsa da sonra sonra artık etkilememeye başladı. Çünkü görüntüde yıllar cömert davranmış olsa da kendimce yaş aldığıma dair kriterlerim vardı.

Her şeyden önce kendi otuzum, kendi yirmimle kıyaslıyordum kendimi. Şu an bu yaştaki birinin durumundan çok on yıl önceki hallerimle ölçüyordum gözlerimdeki ışıltıyı. Benim şansım ya da şanssızlığım 25 yaşındayken 18 gibi görünmemdi.

Bir diğer ölçeğim de eskisi gibi gülme krizlerine girmediğimi, yılların üzerime ister istemez bir olgunluk çökerttiğini, daha bir ağırlaştığımı daha bir yavaşladığımı düşünüyordum epeydir. Artık sokak ortalarında hoplayıp zıplayamıyor, sebepsiz yere saatlerce gülme krizlerine giremiyordum. Çünkü bir nevi "içim geçmişti".

Sevinçlerimi daha bir edepli geçiştirim, mutluluklarımı daha bir içimde yaşamayı öğrenir olmuştum. Yani yaşam bana uslu başlı bir adam olmayı öğretmişti geçen onca zaman boyunca çaktırmadan.

Çocukken kahvaltı sofrasında abimle hiç yoktan bir nedenden ötürü gözümüzden yaşlar gele gele sonsuzcasına güldüğümüz zamanlar hatırlıyorum, üniversitede derste yine hiç yoktan yere gülme komasına girip sınıfı terk etmek zorunda kaldığımız zamanları.

Olgunluk, görüntüde üzerime çökenden çok içime yerleşen, beni farkına varmaksızın çepeçevre kuşatan bir tehlike gibiydi. Bedenin eskimesi yavaş da olsa içimin eskimesi daha çok korkutuyordu beni.

Sonra bir gün fark ettim ki, yaşlanan eden bir şey yok. Çok değil, daha geçende, Kalkan'da, Kaputaş'ta yine denizin ortasında gülmekten boğulma tehlikeleri geçirebilecek kadar gülme krizlerine girebiliyorsam ya da Hereke'de o küçücük liman boyunca gece yürürken bir düğünden yükselen oyun havaları eşliğinde yol ortasında eğlenebiliyorsam, geçen giden bir şey yok demekti.

Yaşlanmak olacak illa ki bir gün ama şimdi değil, hemen de değil, vakti geldiğinde.

Ve o vakit yakın zamanlarda görünmüyor, iyiyim ben böyle.

Ahmet ORE


Kişisel yolculuğumda kendime yazılar: Sen Mutluluk Olmalısın... Bu hayat yeterince zor ve karmaşık, onu elimizden geldiğince güzelleştirmek ve kolaylaştırmak bize kalmış. Hayatta hiçbir şeyi yapamıyorsak bile en azından başkalarının hayatlarını kolaylaştırmaya çalışalım. Hiçbir şey değilse bile bir tebessüm belki? .............................. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları ahmet@pariste.net adresine mail atarak belirtirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

2 yorum:

  1. tam da bir yaş daha yaşlandığımı düşünürken silkeleyiverdin beni ve Kaputaş'taki halimiz aklıma gelip gene gülmeye başladım:)))

    YanıtlaSil
  2. Ben şahitim,hem Kalkan'da hem de Hereke'de yanınızdaydım:)Hep benimle olun benimle gülün...

    YanıtlaSil

KATKIDA BULUNANLAR

Fotoğrafım

Paris'te bir İstanbullu.
Herkes kadar aynı herkes kadar özel biri.
Okur, yazar, çizer, gezer, düşünür; anlamaya çalışır.
ekşisözlük/masseur
instagram/medigo

Pariste.Net

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

TAKİP EDENLER

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Powered by Blogger.