SAYFALAR

Facebook Twitter Instagram Google RSS

10 Aralık 2015 Perşembe

Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique

Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Bu doğum günümü hiç unutmayayım diye mutlaka yazmalıydım. Gerçi unutulmaz bir doğum günüydü ama yıllar geçtikçe insan detayları atlayabiliyor; oysa 2015 Aralık'ında hiçbir ayrıntısını unutmamam gereken bir doğum günü sürprizi yaşadım. Yılların hayaliydi, anlatayım:

Aranızda kış aylarında doğanlar ne düşünür bilmem ama ben yıllardır doğum günlerimi soğuk kış gecelerinde kutlamaktan şikayet eder, "bari bir doğum günümde de eşi dost toplanıp sıcak bir memleketin plajında, mayolarla şortlarla kutlama yapsak ve doğum günümde pastam sıcaktan erise" diye hayal kurardım (Bkz Ekşi Sözlük)

Son dönemlerdeki doğum günlerimi başka bir ülkede geçiriyor olmak büyüleyici olsa da, genelde gittiğim ülkeler Avrupa ve Kuzey Amerika olduğu için yine kış vakti kutlama yapmak zorunda kalıyordum. Tabi Londra'da, Amsterdam'da, Toronto'da yeni yaşıma girerken "Hey Allahım, bir sıcak memlekette doğum günü kutlamak nasip olmadı" diye şikayette bulunmak ironik olsa da, tüm espirisine rağmen bu şikayetimin bir ciddiyet payı vardı.
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Sonra yıllar sonra bir şey oldu: 5 Aralık 2015 Cumartesi sabahı kendimi Orly Havaalanı'nda buldum. Bana tek söylenen, bu doğum günümde pastamın eriyecek olduğuydu. Bu sürprizi o kadar sevdim ki nereye gideceğimi öğrenmek için hiç çaba harcamadım. Aksine, öğrenmemek için epey uğraş vermem gerekti. Ne check-in'de, ne pasaport kontrolünde, ne de uçağa binerken nereye gideceğimi dair en ufak bir fikrim yoktu. Her seferinde ya hasır şapkamın siperliğini önüme eğdim ya da yapılan anonslarda kulaklarımı tıkadım. Hayatımda ilk kez nereye gideceğini bilmediğim bir uçağın içindeydim.

Uçağın kapıları kapandı, kemerlerimizi bağladık. Artık hiç gitmek istemeyeceğim bir yer olsa  bile gitmek zorundaydım :) Hostesten, kalkış anonsunu yaparken duyduğum "Karayipler" lafından sonra gözlerim yuvalarından fırladı! Bunu hiç beklemiyordum. Çünkü tatile çıkmadan önce "bir yere gideceğimiz için" aşı olmuştum. Ben de Afrika taraflarında egzotik bir yerlere gideceğimizi sanmıştım :) İlk şaşkınlığım geçince Karayipler'in neresine gideceğimi anlamaya çalıştım. Aldığım yanıt beni daha da şaşırttı: Fort-de-France... Çünkü buranın neresi olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu... Sonra daha önceden hazırlanıp beyaz zarf içine konmuş olan tatil rehberi kitabı Routard'ı açınca anladım ki istikamet: Martinique!

Martinique (Martinik) Fransa'nın Karayip Denizi'ndeki eski sömürge adalarından biri. Günümüzde Fransa'nın departmanlarından biri olarak geçse de yarı özerk özel bir konumu var. Tabi bu bilgileri Fransızca'yı ilk öğrendiğim zamanlarda kursta anlatmıştı hocamız ama o ana kadar Martinique'in dünyanın neresinde olduğunu hiç aklımda tutmamışım; şimdiyse oraya uçuyordum :)
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Yaklaşık sekiz saatlik bir yolculuktan sonra kıtaları aşarak Venezüela'nın kuzey doğusundaki Martinique Adası'na iniş yaptık. Paris'te hava 10 dereceydi, Martinique'te ise bizi 30 derecelik bir hava karşıladı! Benim için bir rüya çoktan gerçekleşmişti... Araba kiralarken görevli kadın bana kartımdan güvenlik için 600 euro teminat çekileceğini söyledi; ehliyetimi uzatıp bakınca da "Aa siz 25 yaşından büyükmüşsünüz, 25 yaş üstünden 300 euro teminat alıyoruz" dedi. Bu da bu güzel karşılamanın en güzel ikinci hediyesi oldu bana...

Arabamızı alıp Martinique'e akşam inerken biraz bakir, biraz geri kalmış ama illâ ki yemyeşil yollardan otelimize doğru yola koyulduk. Nerede konaklayacağımıza dair en ufak bir fikrim yoktu. Başkent Fort de France yakınlarındaki havaalanından güneye doğru inmeye başladık. Bizim konaklayacağımız yerin Sainte Luce'teki Pierre et Vacances tatil köyü olduğunu o zaman öğrendim.

Beni tanıyanlar bilir, hiçbir zaman tatil köyü insanı olmadım. Tatillerime hep mümkün olan en küçük sırt çantamı alıp çıkmaya alışkın biri olarak gittiğim yerlerde deliler gibi gezip keşfi yapmayı severim. Ama bu kez, Martinique'te konaklama seçeneklerinin sınırlı olması ve keşifler yapmak için bütün günü dışarıda geçirmek zorunda olmamamız nedeniyle bu kez tatil köyünde kalmak akıllıca olacaktı. Kaldı ki konakladığımız tesis hiç de öyle lüks bir yer değildi, sadece ideal konforu sağlamış, güvenli, temiz ve oldukça mütevazı bir tatil köyüydü; zaten çok da büyük bir yer değildi.
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Otelimize geldik ve odamıza geçtik. Artık iyice akşam olmuştu. Odanın terasından bakınca karanlıktan görebildiğim kadarıyla karşımızda beş tane palmiye duruyordu. Hemen bunları dilek ağaçlarım yaptım ve her birine "Sağlık, Mutluluk, Aşk, Huzur ve Para" isimlerini verdim. Palmiyelerin ardında da denizin karanlığı seçiliyor ve dalga sesleri tanımadığım kuş seslerine karışıyordu.

Sabahın altısında heyecanla dikildim ayağa ve bu kez masmavi bir gökyüzü, yemyeşil bir bahçe ve yine masmavi bir deniz selamladı beni. Artık benden mutlusu yoktu. Hemen koşup denize attım kendimi sabahın altı buçuğunda. Aralık ayında, Atlantik Okyanusu'nun batı yakasında Karayip Denizi'nde bir adanın cennet bir plajında yüzüyordum. Daha ne olsun...

Konaklamamızı tam pansiyon almadığımızdan kahvaltılarımızı odamızda yaptık. Hiç umudum yoktu ama her sabah mükellef sofralar kurmayı başardık terasımızda. Dev salatalıkların tadının bu kadar güzel olabileceğini düşünmemiştim, domates "bahçe domatesi", mis gibi kokuyor, peynir ve kaşar harika, zeytinse iç güveysinden hallice. Eh bir de yumurta eklediniz mi yanına, Martinique'in kendine has bol sulu yeşil limonlarıyla da sosladınız mı önünüze geleni, sizden mutlusu yok. Bir de sadece tatillerde Nutella yemeye izinli biri olarak, aşağıdaki markete her sabah taze gelen brioche'lara sürdüğüm Nutella ile göğün yedi kat üzerine uçmam için gerekli bütün yakıtı almış oldum tabi.
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Benim gibi durduğu yerde duramayan biri nedense Martinique'te ilk gününü deniz-havuz-şezlong turu ile geçirdi. Nasıl ihtiyacım varsa artık dinlenmeye, güneşe, mavi gök yüzüne. Yüzmelere, uyumalara, yatmalara ve güneşlenmelere doyamadım. Güneş yağlarının kanserojen risk taşıdığını öğrendim ya geçenlerde, artık güneş yağı sürmeme de gerek yok; zaten hiç sevmem. Mis gibi uzandım tatlı tatlı aldım güneş ışınlarını tenime.

İkinci günden itibaren adayı keşif turlarına başladık. Sainte Anne tarafına inip, Grande Anse des Salines'i gördük. Peyzaj hayallerimdeki gibi olsa da denizin dalgalı olması turkuaz hayallerimi tam karşılamadı ama denize doğru uzanan palmiye ağacının üzerinde fotoğraf çektiremediğim için pişmanım :) Sainte Anne ise ufak ama adanın en sevimli kasabası bence. Deniz kenarındaki restoranlarda öğle yemeği yemekse çok keyifli. Kendimi Göcek sahillerinde gibi hissettim ama bu kez Aralık ayında olduğumuz için farkı çok daha iyi hissettim. Fort de France büyük, kaotik ve bakımsız bir başkentti. Metrobüs yolu bile yapılıyordu, hiç bize göre değildi. Trois Îlets ve özellikle Pointe du Bout tarafı keyifliydi. Le Vauclin tarafı bize hitap etmedi. Kuzeyde Le Morne Rouge tarafı tropik atmosferi ve yol üzerindeki Sacré Coeur ile ilginç olsa da batı tarafındaki Saint Pierre ve Fort de France arası da bize göre değildi. Bana göre adanın en keyifli kısmı güney tarafları oldu.

Adada müthiş bir rehavet vardı, kimsenin acelesi yoktu ve sanki kimse de çalışmıyor gibiydi. Herkes sıcaktan mayışmış, zaten kimse dünyanın umrunda değilmiş, onlar da dünyayı umursamıyorlarmış gibi bir atmosfer vardı Martinique'te. Ben de bu havaya hemen uyum sağladım. İlk kez bir tatilimde sosyal medyada rastladığım can acıtıcı haberler içime işlemedi, yalayıp geçti. Sırf bu bakımdan bile, zihnimin arınması açısından çok iyi geldi bu doğum günü hediyesi bana.
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Ve doğum günü sabahım... Sabah yine saatin altısında ayağa dikiliverdim. Tüm gece boyunca şiddetli bir yağmur vardı, sabah da yağmur durup durup devam ediyordu ama tropikal hava nedeniyle ortam sıcacıktı. Yağmur beni engelleyemezdi, bu sabah benim doğum günümdü. Bu kez üzerimizde sadece mayo ve ellerimizde havlularla, yağmura rağmen dışarı çıktık. Ayaklarımızda terlik bile yoktu, o derece. Yağan yağmurda, o sıcacık havada "ıslanmamak için koşarak" denize gittik :)

Sabahın altı buçuğunda kendimi denize attım. Koyda bizden başka kimse yoktu. Bir an yağmur dindi ve günün en özel anı gerçekleşti: Diamant denilen dev kayalık adanın olduğu  tarafta koskocaman bir gökkuşağı belirdi! Ama öyle böyle değil, kocaman... Denizin ortasındaydık, Aralık ayındaydık, doğum günü sabahımdı ve denizden yükselen dev bir gökkuşağı... Sadece şükrettim o an, aklıma başka bir şey gelmedi. Şu an burada olmamı sağlayan her şeye şükrettim ve dilimden yine o kelimeler döküldü: Sen Mutluluk Olmalısın...

Odaya koşup telefonu alıp bu anın fotoğrafını çeksem mi diye düşünmedim değil ama belki ben gidip gelene kadar o gökkuşağı kaybolacaktı, o zaman da içinde bulunduğum anın keyfini yaşayamayacaktım. Gerçi çok geçmeden ikinci bir gökkuşağı daha çıktı ama olsun :) Zaten günlerdir Instagram ve Twitter hesaplarımda resimler paylaşıp duruyordum; bir kez olsun dedim bu özel an sadece bizimle kalsın. O zaman, içinde bulunduğum o anın resmini zihnime kaydettim; ta en derinlere...
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Sonra harika bir kahvaltı eşliğinde doğum günü kutlama mesajlarına verilen yanıtlar, arayan eş dost ile sohbetler; güzel güzel geçti doğum günüm. Öğlen yemeği için yola koyulduk ve doğruca müdavimi olduğumuz Anse d'Arlet koyuna gittik. Burası en sevdiğimiz yer olmuştu. Adanın neredeyse her tarafını gezdik, içimize bu kadar sinen başka bir yer olmadı.

İlk gidişimizde sıcaktan bunalmış bir halde deniz kenarında ağaç gölgesinde bulduğumuz masaya yerleşip sipariş verdikten sonra "ama biz denize girecektik?" diye garson kıza söyleyince kızın "siz yüzün ben yemek hazır olunca size seslenirim" demesiyle ne zaman soyunduk ne zaman kendimizi denize attık hatırlamıyorum... Bir on dakika kadar yüzüp masamıza ıslak ıslak döndüğümüzdeyse soframız hazırdı.

O yüzden burayı çok sevdik ve en az dört kez daha yemeğimizi burada yedik. Hem yemek yiyorduk, hem şezlonglara yerleşip denize girip çıkma şansımız oluyordu. Kendi kendime hatırlatıp durum: Aralık ayındayız! Benim doğum günüm! Karayipler'deyiz...
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Yay burcu insanı olarak burçlara inanmıyorum ama bir Jüpiter var :) Oldukça şanslı biri olduğumun farkındayım. Şansımın kadrini kıymetini bilen biri olarak da bu şansın tadını fazlasıyla çıkarabiliyorum. Bakmayın siz anlattıklarıma; bu hayat zaten zor ve yorucu, o yüzden onu güzelleştirip kolaylaştırmak benim yaşam düsturum. Öyle olunca da yağ gibi akıp gidiyor işte.

Yıllar önce bir rüyamda yerin altında mağaralarda dolaşıyordum. O rüyada bir gedikten içeri doğru baktığımda apartman büyüklüğünde, saks mavisi dev bir kaplumbağanın yüzünü  bana çevirip gülümsediğini gördüğümden günden beri içimde bir huzur var. Geçtiğimiz aylarda da baba evinin salonunun ortasına oturmuş kestane rengi kocaman atın yanına oturup boynuna sarılarak onu sevdiğim, merdivenlerden indirip su içirmeye götürdüğüm rüyadan sonra da "artık bana karada ölüm yok"muş hissine kapıldığım da doğrudur. Elbette karada ölüm var ama en azından bende onun korkusu ve geleceğe dair en ufak bir kaygı kalmadı; öyle  bir genişledi ruhum.

Hayatla ilgili görüşlerimi, geçmiş yıllarıma yönelik değerlendirmelerimi yine bu blog'ta Kırk Yılda Bir yazımda anlatmaya çalışmıştım üç yıl önce. 43 olmuşum demek ki... Şimdi onları tekrar etmek istemiyorum ama sonuçta türlü türlü yaşanmışlıklar sonucunda bu yaşıma geldim. Hayat daha ne kadar nefes alma şansı tanıyacak bize bilmiyorum ama ben elimden geldiğince bana verilen hakkı en iyi şekilde kullanmak için elimden geleni yapacağım.
Kış Masalında Bir Yaz Rüyası: Martinique 10.12.2015
Bu dünyanın güzellikleri gezmeyle bitecek, görmeye doyulacak gibi değil ama işte biz elimizden geldiğince her nefes alma duraklarında kendimizi bir yerlere atmaya çalışacağız. Yeni yerler gören insan o yerleri hiç görmemiş insanlarla aynı değildir. Güzel bir sanat eseri ile etkileşime girmemiş bir insanın o eserle içsel yolculuğa çıkmış insanla aynı olamayacağı gibi.

Her zaman söylediğim gibi; benim çok güzel ve mutlu bir yaşantımın olması dünyanın güzel ve yaşanılası bir yer olduğu anlamına gelmiyor. Dünyanın bilebildiğim bütün acılarını da yüreğimin derinliklerinde fazlasıyla hissediyorum ama elimden geldiğince de kendimi korumak ve hayatın güçlüklerine karşı sağlam durmak için de böyle bir savunma mekanizması geliştirmişim demek ki. Kendi rüyamda kendi halimde yaşıyorum. Kimseye yol göstermek değil niyetim; peşimden gelenin kendi yolu olsun bu...

Doğum günü sabahı uyanır uyanmaz aklıma gelen ilk şey "Çok zengin olsaydım, Paris'te yaşamak, doğum günümü Karayipler'de kutlamak isterdim" cümlesi oldu ve ben çok zengin değildim ama bu hayallerimi gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşadım. Bundan sonrası elimdekileri korumak, kıymetini her zaman bilmek olur ancak. Artık doğum günlerim için yeni maceralar arayışında da değilim. Zaten nerede değil kiminle olduğumuz değil mi önemli olan.

Yine de önümüzdeki yıllar için en uç hayalim, birkaç yıl sonraki doğum günlerimden birinde, yine bir 10 Aralık günü yani, toplayıp eşi dostu bir uçağa, hep birlikte bir plajda mayolu şortlu doğum günü kutlaması yapmak olur herhalde. Tabi bunu kendim için değil artık, sevdiklerim için istiyorum; yoksa ben bu tatille tüm güzelliklere doydum. Yine de o vakte kadar kendimize dikkat etmeye, sağlığımıza özen göstermeye ve hayata sımsıkı sarılmaya devam o zaman...

Bakalım hayat bize daha neler gösterecek?

Sevgiyle







Şiir değil tarihe not:

Bu sular, ah bu mavilik
Mavilik dediğim Karayipler
Okyanus ortası
İstanbul'dan uzak
Ve Paris'ten
Kıştan uzak
Evimden de

Unutulmaz bir doğum günü anısı
Birdenbire buluverdim burada kendimi
Aralık ayının 10'u
Yaz sıcağında pastam erisin isterdim hep
Yılların hayali

Ben neyi hayal ettim de olmadı...

10.12.2015 Martinique - Karayipler

Ahmet ORE


Kişisel yolculuğumda kendime yazılar: Sen Mutluluk Olmalısın... Bu hayat yeterince zor ve karmaşık, onu elimizden geldiğince güzelleştirmek ve kolaylaştırmak bize kalmış. Hayatta hiçbir şeyi yapamıyorsak bile en azından başkalarının hayatlarını kolaylaştırmaya çalışalım. Hiçbir şey değilse bile bir tebessüm belki? .............................. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları ahmet@pariste.net adresine mail atarak belirtirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

0 yorum:

KATKIDA BULUNANLAR

Fotoğrafım

Paris'te bir İstanbullu.
Herkes kadar aynı herkes kadar özel biri.
Okur, yazar, çizer, gezer, düşünür; anlamaya çalışır.
ekşisözlük/masseur
instagram/medigo

Pariste.Net

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

TAKİP EDENLER

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Powered by Blogger.